H

Hicret

Mekke'nin kutsal topraklarında,
Çocukluğumun geçtiği diyarda,
Bir yetim olarak büyüdüm ben,
Annem Amine'nin şefkatli gölgesinde.
Cennet şehri Mekke, ne kadar güzelsin,
Sokaklarında adım adım yürüdüm,
Her köşesinde bir anı saklı,
Her bir taşı hikaye fısıldıyor.
Ama ne yazık ki, keder sardı şehri,
Düşmanlık büründü her kalbi,
Ebu Cehil'in zulmüyle doldu her yer,
Putlar dikildi, hakikat körlendi.
Muhammed'in nuru doğmak üzereydi,
Lakin karanlık ruhlar buna engel olmak istedi,
Ebu Cehil'in kılıcıyla yaralamak istediler,
Hakikatın sesini susturmak istediler.
Ben de bu zulümden kaçmak zorunda kaldım,
Sığınacak bir yer aradım,
Medine-i Münevver'e doğru yola çıktım,
Gözlerimde Mekke'nin hasreti, kalbimde hüzün.
Yanımda can yoldaşım Ebu Bekir vardı,
Sıddıkların sıddıkı, dostum sadık,
Aç ve susuz, zorlu bir yolculuktu,
Ama inancımız bizi ayakta tutuyordu.
Medine'ye vardığımızda,
Ensarın sıcaklığıyla karşılandık,
Kardeşlik ve muhabbetle kucaklandık,
Yeni bir hayata başladık.
Hicret bizim için sadece bir göç değildi,
Bir uyanış, bir dönüşümdü,
Zulümden aydınlığa, karanlıktan nura,
Esaretten özgürlüğe uzanan bir yolculuktu.
Peygamberimizin izinden gidiyoruz biz,
Hakkın nizamı için mücadele ediyoruz,
Adalet ve barış için çabalıyoruz,
Dünyayı sevgiyle aydınlatmak istiyoruz.
Hicret bize şunu öğretiyor:
Zulümden kaçmak değil,
Hakkın için mücadele etmektir cesaret,
Adalet için gözyaşlarını dökmektir fedakarlık,
Sevgiyle kucaklaşmaktır insanlık.
Mekke'yi özlüyorum, evet,
Ama pes etmedim, yılmadım,
Hakkın yolunda ilerlemeye 
Hicret bayrağını dalgalandırmaya devam 
Bir gün Mekke'ye özgürce dönülecek
Ebu Cehil'in putları yıkılacak,
Kabe'nin nuru tüm dünyayı aydınlatacak,
Ve barışın sesi her yerde yankılanacak.
©hasanbey.