Bizi bir rüzgar getirdi koydu omuzlarımıza Uçacak kadar hafif kaderimiz kadar ağırdık
Birbirimizin bataklığında battık bu yüzden
Yanyanaydık sadece tuzluk biberlik gibi
İki farklı dünyanın savaşında dikenli tel ardında başlayan barış çığlığı gibiydik
Kalbimizde ki nefreti gözlerimizdeki yağmur temizlerdi
Göz göze gelip asla konuşmayan yabancı hissizliği sarardı mimiklerimizi
Sabahında verdiğim selâm akşamında aldığım gidişin
Herşeyin bitişi sonun başlangıcıydı elbet
Sırt sırta yaralanırdık ama bilmezdik bıçaklarımız arasında ki gizli antlaşmayı
Aynı göğe uçup başka baharlarda konardık dallara
Baharda ötüşüne karşılık güzden kalan kırık kanat çırpınışlarım olurdu
Öylesine sarfettiğin nasılsın sorusu bir dağ olup yollarımı kapatırdı
İyi değilim dememek için boğazıma sarılan cümleler kadar kötüyüm aslında
Yine de iyiymişim gibi görünmeliyim tiyatro sahnemde
Perde kapanana kadar belki de...
Suskunluğundaki burukluğu anlamak için ezberlemiştim nefesinde ki notaları
Sen hep kaçsan da anlatmaktan
Bilirdim elbet kaçışlarındaki yorgunluğu
Susmak hiç adil değildi belki de senin dünyanda
Ama konuşmak idam hükmüne karar verilen çaresizliğinin çığlığı olurdu
Bu yüzden benim infazıma sessiz kaldın
Aynı gökyüzünde uçmak dileğiyle
Hoşça kal.......
©fearlesss
F