Kış güneşi vurmuş yamaçlarıma
hisli hisli dağların dumanı
pusmuş ağaç dibine yabani otlar
adımlarımı sayarken guguk kuşları
mevsimsiz göç ediyor içimdeki yaralar...
bağrı yanık yaprakların
toprağın üzerinde manşetler gibi
maskeleri takmış yalancı baharlar
kış mevsimi yazı hiç özlemez mi
yükü ağır boynumun
soyunmuş kainat çırılçıplak
bastırırken utangaçlığını kar taneleri
uzaktan bir nida yükseliyor mavilere
tuzbuz oluyor gençliğim
adın zikir olmuş dolanır dillerim de
kaç gece kaç mahkum sakladım da bu yürekte!..
Sen hep firardın zabit defterim de...
Ne yollar tükettim
Ne yıllar...
Senden hatıra ayaklarımdaki kanlı nasırlar..
iki şey öğrendim
temiz ellerle yıkanmıyor kirli günahlar..
kimisi geleni bekliyor
kimisi gidene yanıyor...
hep aynı kelime
Türkçe de HÜSRAN deniyor...
©eylull0808
E