Veysel Karanî'ye annesi sorar bir gün,
"Nasıl da ibadet edersin gece boyunca, dayanır mısın?"
"Ey güzel annem," der Veysel cevap,
"İbadet ederim özenle, huşû ile dolar kalbim."
Bedenimden kopar, yeryüzünden uzaklaşır,
Yorgunluk nedir bilmem, sabahın aydınlığına ulaşırım.
"Huşû nedir ey Üveys?" sorusu gelir,
"Huşû," der Veysel, "bir bedene mızrak saplansa,
Canın haberi olmayışıdır."
Namaz, İslam'ın en önemli ibadetidir,
Peygamberimiz buyurur, "Namaz dinin direğidir."
Ashab-ı Kiram, geceyi secde ederek geçirirdi,
Rüzgar gibi sallanırdı gözyaşları secdede.
Sabah olunca sanki uykuyla geçmiş gibi görünürlerdi,
Sahabe-i Kiram, namaz vakti gelince değişirdi.
Hazret-i Hasan abdest alırken rengi değişirdi,
Sultanın huzuruna çıkacakmış gibi titrerdi.
Hz. Ali savaşta okla yaralanmıştı,
Namaz vakti gelince ok çekildi, haberi bile olmamıştı.
Hazret-i Ebû Bekir cansız bir direk gibiydi namazda,
Huşu ve kalp huzuru ile eda ederdi ibadeti her daim.
Huşû hâli, bir bedenin ötesine geçmektir,
Allah'ın huzurunda, her şeye karşı kayıtsız kalmaktır.
©hasanbey.
H