A

Hüviyetimin Sancısı

Sen uykunun yarı ölümlü bedenin yanına uzandığında,
bihabersindir kıyamet vaktinden,
fakat kabaca, üstünü örten ellerimdir dua.
Dilimle yokladığım bu tat ağzımda ıslanan bir kelimenin haksız yere parçalanmış,
telef edilmiş bedeninden arta kalanlar değilse nedir?
Bu paslı sessizlik narkozlu bi' tenin bütün bir coğrafyasını arşınlamaya kalkan zaman bineğini dört nala koşturan kamçısı değilse ya nedir?
Aklımı diriliğiyle hayli yoran bu ihtişamlı düş,
zindan içi rüyaların üstünde parlayan firavun sarayları
kuyusuz kalan bu serap,
günahsız kalan bu gömlek
ruhumu kasıp kavuran bu cehennem ateşi nedir ?
Nedir seni bulmak arzusunda yolumu kendisinden alıkoyan bu hüviyet sancısının bir türlü şifa bulamamasındaki hikmet?
Karalanışına hiçbir vakit akıl erdirilemeyecek bir kader,
bin kadar keder bağıyla sımsıkı tuttuğunda elimi ayağımı,
velhasıl parmakları ucunda az kalan mecaliyle direnen kelamımı,
göz alabildiğince uçsuz bucaksız yumuşak boşluklarında dünyanın
her sivri uç ve her sert satıha çarpmaktaki bu anlaşılamaz mana nedir?
Nedir, alışkanlığı mı zorla depremi çağırır yoksa depremler yalnızca çokça arzu edilir bir alışkanlık mıdır,
bunda dahi yerinden bir milim kımıldayamazken
tufanda bir gemi gibi çırpınmaktaki izah edilemez bu tezatlık nedir?
Nedir yalnız senin olmak gayesiyle yanıp tükenen çoktan vazgeçilmiş bu hayatın aslı?
Ve,
Nedir seni bu denli ulaşılmaz kılan sûreti ilahi aynaların sırrı?
denli ulaşılmaz kılan sûreti ilahi aynaların sırrı?
🌙
©yokum