M

Hüzün tekrarı

Gaz lambaları dönemiydi
Ve ben annemin dizlerinde daha çocuktum.
Ellerimde kalem boyası ve ağzımda yuvarladığım bayat bir şekerleme
Bir de büyükannemden yadigar eski bir kilim...
Paramız yoktu o zaman
Ama paraya ihtiyacımız da yoktu
Biz sahip olduğumuz böceklerden rahatsız olmamasını bilirdik.
Televizyondaki karıncaları kovalamak için antenleri sallardık
Mutfaktaki çatlaklara muşamba döşerdik
Ne zaman babam bir hikaye okusa
Biz kırmızı yıldız hacminden, uzay dairelerin kucağında ki ışık kapsüllerini hayal ederdik
Çünkü rengini ve şeklini kendimiz belirlerdik.
Biz onların ruhundaki kalplerini severdik...
Nil'de bir kayıkçı,
Üzüm yeme derdinde ki haçlılar,
Ve kitabın içinde bir yazar,
Babamı, sesinden kim olduğunu bilebilirdi.
Ve babamın hikayeleri bir süre sonra tükendi
6 yaş ve 36 yaş arası zaman diliminde, evlilikleri dışında herşey öldü.
Bu yüzden artık firavunları ziyaret ediyoruz...
Hayat kaçıyordu tüm hüznüyle,
Acı ve macera ile ilgili bir çok ahlaki hikaye dinledik.
Babam küçük bir esnaftı,
Annem, muktedir Osmanlı kadını.
Ve bir gün, annem farsça şarkı söylemeye başlar
Elimde ufalanan pastel boya sapmaları,
Bir an düşerek kilimin üstünü çöpler
Ve ağzımdaki bayat şeker, kayarak boğazıma düğümlenir
O zamanlar ağlamak güzeldi...
Ve şimdi kırlangıçlar sürü halinde ağlıyor
Bir kız şiir okuyor
Bir kız şarkı söylüyor
Ve bir kez daha boğazım düğümleniyor
Şimdi ağlamak daha güzel...
©mustafaks