O

İçerden Mektup

Yaşlanmaktan korkmuyorum Mariana
Çünkü yaşlanmak ne kadar kötü olabilir ki?
Dört duvar arasındaysan...
Seni ne korkutabilirki Mariana?
Kar beyazı saçların mı?
Yoksa ayaklarına takılan prangalar mı?
Biliyormusun...
Saf demirden yapılmış...
Sanki insan değil de Kocaayak mahkum
Bazen düşünüyorum da
Acaba...O demiri döven işçi!
O muazzam emeğini sarfederken eserine
Beni,Yusufu,Hüseyini,İbrahimi,Taylanı...
Hiç düşündü mü?
Cevabı parngalarada saklı...
Keşke dili olsa şu meretlerin!
Yaşlanmaktan korkmuyorum Mariana
Daha gencim ben!
Genciz...Hepimiz!
Ben avukat olcam,Yusuf fizikçi,ibrahim Ögretmen...
Umutlarımız var bizim koca güneşli yarınlara!
Ne acı şey biliyormusun?
Ayağında prangalar varken
Sana inanan tek insana yazmak...
Umutlarım bir bir yok oluyor Mariana
Sanki içimde kendi hiçsizliğimle boğuşuyorum
Hatırlıyormusun...
Çekya da Slavların Barında...
En sevdiğimiz Pang şarkısı çalarken nasıl da delice eğlenmiştik
O zamanlarda insanların ellerinde prangalar yoktu...
Kadehler vardı!
Gülüyorduk birbirimize...sanki insanoğlu yeniden doğuyordu
Daha o zamanlar da Bağdatta bir bebek ağlamamıştı!
Holokost'un dumanları yoktu...
Gettolar yoktu...
İnsanlar onsekizini doldurmadan ölmüyordu!
Şimdi ise...Prangalar...
Yaşlanmaktan korkmuyorum Mariana
Çünkü Azrailin ilkbaharın son ayının altısın da geleceğini tahmin ediyorum...
İşte o zaman prangalar sökülecek Ve...
Özgür olcam...
Yıldızlara bak Mariana
Belkide onları birdaha göremezsin
Hoşçakal...
©okantoguz