Beynimde yankılanan derin sesler, gece saati şiddetinde serzenişler yaşatıyor ve bir o kadar uyutmuyor gözleri..
Gözyaşlarımla bilenmiş kirpiklerim kenetlenmiş göz kapaklarıma, akan tuzlu göz yaşlarım dökülüyor derin yaralarıma..
Bir elimde sigara ve karşımdaki serin gökyüzünde dizilmiş yıldızlar gibi derin duygular işliyorum kalbime ilmek ilmek. Tadını alamadığım mutluluğun ne olduğunu bir annenin evladına sarılışı ile anlıyorum. Sahi nedir mutluluk bilmiyorum. Bir anne gibi sevmek mi , bir evlât gibi sevilmek mi? Ya da kazık kazık dikilip olaylara seyirci kalmak mı?
Açlıktan ölen birinin taziyesinde yemekli mevlid vermek gibi garip olan bu dünyada ihtiyacı sevgi olana merhamet etse ne fayda, o öldükten sonra.
Dirilir mi insan öldükten sonra? Malı kalır, evi barkı kalır boşa mıydı bunca çaba? Söyle ulan kaç kol kuvveti yetti yeşermeyen otlarına vurmak için çapa?
Kaçında arkandan bırakacak hatrın var :eş dost akraba?
Mal yarışına sahne olur ruhun, her yanında akbaba.
Sonra dersin kendine:
Geldik bu dünyaya ey adem niçin?
Yaşıyoruz-yürüyoruz sahi kim için?
Yem verirler, yeriz üzümü, bağ sormayız
Babandan mal alsan hesap sorar?
Sordun mu kendine bu cömertlik niçin?
©babı.nesir
B