Gördüm.
Sonunda bunu da gördüm.
İhanetin şerbetini de içtim.
O şerbet öyle acı,
Öyle kahredici ki...
Yudum yudum içilen,
Bedenine damla damla zikreden,
Her hücrene,
İşkence eden,
Tüm bedenini zift ile sıvayan,
Lanet bir şerbet.
Oysa ki ben....
Sana daha ilk tanıştığımızda,
Ne demiştim,
Hatırlar mısın?
Ben sana,
Nefes aldığım sürece,
Senden görmek istemediğim
Hiç bir şeyi...
Sana sunmam ve yaşatmam!
Ama sen...
Ama sen...
Bana hepsini tattırdın ve yaşattın.
Sen benim inancımı gömdün,
Tüm değerlerimin üstüne basa..
basa çiğnedin.
kalbimi betona gömüp,
Dünyanın en derin çukuruna attın.
Şimdi soruyorum sana,
Bu kalbim,
Bundan sonra...
Nasıl nefes alıcak,
Nasıl tekrar atıcak,
Nasıl güvenip sevecek.
Söyle bana,
Söyle...
Tekrar çiçeklerin rengini,
Gökyüzünün mavisini,
Kuşların huzur verici cıvıltısını,
Tekrar nasıl hissedicek.
Her yer karanlık,
İçim karanlık,
Dünyam karanlık,
Herkes yaşıyor sanıyor,
Ama ben ölüyorum,
Bu ihanetin acısıyla,
Günden güne eriyorum.
13.03.2019 02:22
©gölgeadam
G