Varlıkların her biri nukûş-u zül-cemâldir.
Zîhayatın her biri âyine-i kemâldir.
Zîşuurun her biri âyine-i esmâdır,
İnsanların her biri kâinat-ı uzmâdır.
Sebeplerin her biri Müsebbib'i gösterir.
Mahlûkların her biri Hâlık'ını gösterir.
Hâdisâtın her biri Müdebbir'i gösterir.
Kesretlerin her biri Vâhid'ini gösterir.
Suda yüzen bir balık yüzmesini bilir mi?
Çölde giden bir deve gitmesini bilir mi?
Gökte uçan bir kartal uçmasını bilir mi?
Yerde giden bir yılan gitmesini bilir mi?
Fezâda dönen ecram dönmesini bilir mi?
Doğup batan Güneş, Ay, bu ef'ali bilir mi?
Vücuda giren mikrop, hastalığı bilir mi?
Güneş'ten gelen ışık aksetmeyi bilir mi?
Varlıkta olan atom, var olmayı bilir mi?
Toprağa düşen tohum dirilmeyi bilir mi?
Buluttan yağan yağmur yağmasını bilir mi?
Yeni doğan bir yavru doğmasını bilir mi?
İşte bak, bunlar örnek, daha da anlatırız.
Muannid bunu görse, sanır ki, aldatırız...
Halbuki, gerçek belli, görmeye göz gerekli.
İnanmaya kalb yeter, söylenecek söz belli...
İşte bak, o Allah ki, olmayanı oldurmuş...
Evreni esmâ, sıfât, şuunâtla doldurmuş...
Sanma ki, bir dikenle çiçekleri soldurmuş;
Belli ki, her dikene çiçeğini buldurmuş...
©lahuting
V