Bir zorlama.
Dedilerdi gün nasıl doğmaya mecbur kılındıysa
Olanaksızlığı vardı bu eylemin
Düşmek vardı düşten sıyrılıp hakikate varınca.
Dinlemedi.
İki incecik kanadına arı
Sözüne sözümdür dedi dinletti.
Başını yastığa koyan bir ses vardı
Kainatta ne yapsak boşa,
Yıkıma uğramayan uzaklıklar
Suyunu eksik tuttukça arsızlaşan otlarla bahçeler vardı.
Ölünce bir beden daha taşa bezenirdi
Hep.
Kalabalığın içine bir yalnızlık,
Heybetiyle bir kurulurdu ki
O sancı!
Bir bakışıyla,sessizliğiyle devirirdi o tahtla tacı.
Ancak o zaman duyulan,içten içe yanan o ateş
Dağların ayaklarına değin eğilirdi.
Omzuna eli bir büyüklük
Suretine, etine batan dikenlikler
Bahçelere sığınan uzak ve yüksek uçan kuşlar
Cılız ayaklarına renk tutan kanlar.
Bir ses bildi yolunu.
Dizgine gelmez bir sızıyı.
Yumdun gözlerini
Karardı şehrin yazısı ve alnı.
Bir zorlama
Bu şehir,
O kuşlar
Sesle liğme liğme edilen sızı
İki incecik kanat
Ve arı...
A