_

İLKE SANCISI

Ey ruhumda çelikleşen ilke,
İşte ittin gülleri böylece,
Bu derin uçurumun kıyılarına.
Çekildi gözlerimden içeri,
Kirpiklerime tünemiş kargalar.
Ve ölmek için;
Ölmek ya da sevmek için,
Kaçtım gözlerinden rüzgarlara karşı.
Eğer istiyorsa karanlığı ellerin,
Tutmalıdır ellerimi.
Yağarken yağmur kirlenmemeli yüzüm;
Dokunurken ömrüm zamanın tezgahında.
İnceliğimi kurban ettim ölü kırlarında,
Lambalarım sönünce parmak uçlarımda.
Ve bulduğumda göğsümde aydınlığını,
Son vereceğim kıvranışıma bir deniz kıyısında.
Ve at kendini artık kollarına karanlığımın,
Gülümse ve kurut ruhumun gözyaşlarını.

Gamzelerimde beliren yalnızlık ülkesi,
Söylüyorum sana:
Yıkmalıyım içimdeki seddi ki,
Yağsın gözlerimden aşağı kadehleri ölümün.
Senin hançeri saplayışın göğsüme ve yüzün,
Andırıyor kan kırmızı serenatını ayın.
Ki tamda belirmişti çehrende parlayan güneş.
Ne kadarda zayıfız dostlarım,
Bu tiftikleşmiş dünyanın kırık kemikleri üstünde.
Anlamaya çalışıyorsun ey paslı beyin,
Bu kanayan şakağımdan sıçrayan sıcak sözcükleri.
Beni anlamak istiyorsun evet ey kırık bilekli sen:
Çözümle, analiz et, ve bul,
Çek ve namludan bakışlarınla vur beni;
Elim belime gitmiyor.

"Tenim kırmızıyla yıkandığı vakit,
Malum soğuk derimizi yakardı.
Gözlerim toprağa düştü ki,
Aniden göğsümüz karardı.
Çepeçevre kara bulutlar artık,
İnsanlar ki bunlara tapardı.
Ve bilmek değer yitirince,
Aniden göğümüz karardı.
Ben kanadımı kırdığım vakit,
İşte o soğuk çıplaklığımı yakardı."