A

İnanmak Ne Mümkün!

Hışma tenezzül tersyüz suda bulanık,
Tarihsiz güncede gölge birikintisi.
Kesik kesik soluyan avın kudurduğu
Avcının anbean göz sürgününe saatini kurduğu
Ölümlü fakat ölümsüzlüğü nadiren sezen düşte
Hakikatin gözlerine güzelce çekilen sürmede
Hiddeti nicedir soğuyan narın
Tanesi sofraya mecal
Dumana borçlanırken eski usül selamın
Düpedüz efkarı bu halde
Bir kurt başı
Ve leşi paramparça çenede..
Tükenmediğine inanması güç aklın.
Kanı aynı kederle bir yazı,
Aksayan adımlarla gezinirken kaderi,
Ötesinde peşisıra gizdi kainatı.
Kaynağından tekrar ve tekrar,
Daimiyle hissettikçe bereketi
Bir kaşığın eliyle tattıkça
İnanmak hazza yöneltiyordu öfkede özgür kalan esirliği.
Taştıkça,
Sığılması namüsait kapta büyüyen gövdeye
İnanç meselesi
Mesele ki inanç;
Akşamın alacasında taş kadar ağır düşüyordu zerreye
Gözü aydın kılan utanç.
Kopmadığına pamuktan ipliğin inanması güç aklın
En ince yerinden kırılmadığına,bulanmadığına suyun
Akla hızla çarpan tokat sarhoşu yankısıyla
Başkaca bir yansımanın.
Birbirine dolaşmışken gökyüzü,
Perde gibi açılan
Yedi kat gök
Yedi katıyla yer
Yedi muazzam renkle kör kalanın
Farkındayım.
Akıln inanması ne güç!
Üzüm taneleri nasıl olur da orada gizli?
Ve sırtında uçsuz bucaksız kanatlarla
Ehemmiyetsiz bir yokuşun bitişinde
Kaldırım taşına yığılan serinliğiyle
Dalda diğerlerine benzemeyen salkımın
Anlamak büyük mesele,köz kalası bir yangındı
Karanlıkta parlarken gümüşi
Güneşi perdeleyen yaprak yahut mengeneden sızan ışıktı.
Kelebeğin yaşama sirayet suretinde
Zamandan bir çırpıda akıp,
Her olandan ayrılıp sadece o mekana tanık
Sürünürken dahi yol tutmaya vakıf tırtılın
Kendi halinde bir sokağın
Ve onu ikamet sayan,dokunmadan halıda resmi ağacın.
İnanması güç ne aklın,
inanması imkana geçit vermeyen yüceler yücesi bir dağ,
Seçkin bir ruh-u devran
O diyar seninse bu diyar ezelden benim
Seçilmiş bir söz gibi yeniden ve yeniden uyanan.