Hiç bir şey ağrılı olmaz, belki de,
ölümlü sonluğu izlemek gibi,
Rayların üstünde uzanıp ömrün,
sonuncu tirenin beklemek gibi.
Kısmetin aynısa ne fark eder ki,,
yeniden doğulub, ölüp kalasan.
Öldükce dirilip, dirilip, ölüp,
ölmekden yorulup, ölüp kalasan.
Gözlerin yük ola göz boşluğuna,
kor qismet koya bir iz boşluğuna,
En büyük binadan öz boşluğuna,
aniden düşerek, ölüb kalasan..
O kadar bıkasan bir yolluk, temiz,
ardında kalmaya ne yol, ne de iz,
Bir kutu hab atıb, sessiz-semirsiz,
yılantek kıvrılıp, ölüb kalasan.
En başdan hiçliğin çöküp üstüne,
bu sonluk seni de çekip üstüne,
Bir miktar yanacak töküp üstüne,
yanarak kül olup, ölüp kalasan.
Derdini derdinin üstüne yıkıp,
taley kendirini boynuna takıp,
Son kere takvimde bu güne bakıp,
tavandan asılıb, ölüp kalasan.
Ya da ki, sahilde bir az oturup,
gün gibi denize edesin qürup,
Yaralı kuş gibi, çırpınıp, durup,
nefessiz boğulub, ölüp kalasan.
İnsana ölüm de edemez kömek,
bazen yaşamakçün telesmek gerek,
Ecel öz vaktinde gele, külektek *(rüzgar),
yokluğa sovrulub, ölüb kalasan.
©arazefendi
A