H

İşçinin Feryadı

Eller nasırlı, yürek yanık,
Emeği bol, değeri yok bu canın.
Çalışır durur, yorgun beden akar ter damlası,
Zenginin kasası dolarken, işçinin bahtı kara.
Ne bir hak, ne bir saygı,
Var sadece sömürü ve esaret zinciri.
Mesai saatleri uzar gider,
Dinlenme yok, mola yok, sonu gelmez bu çilenin.
Kitaplar uydurulmuş, kanunlar eğilmiş,
Zenginin malı mülkü çoğalsın diye düzen tutulmuş.
İşçi ezilir, hor görülür,
Canı pahasına çalışır, ekmeğini bile zor bulur.
Zenginin sarayları var, ışıl ışıl parıldar,
Fakirin kulübesi dökük, rüzgarda sallanır.
Birinde şöminede odunlar yanar,
Diğerinde soğuktan titrer işçinin yavrusu canı yanar.
Dünyanın düzeni bu, zalim ve adaletsiz,
Güçlü olan ezir zayıfı, hep böyledir bu gidişat.
İşçinin feryadı göklere yükselir,
Bir gün belki de duyulur, bu esaretten kurtulur belki de.
O gün geldiğinde güneş doğar yeniden,
Emekçinin alnındaki ter değerini bulur belki de.
Hak ve adalet yerini bulur,
İşçi de insanca yaşar, belki de bir gün gelir o güzel günler.
©hasanbey.