Şimdi gitme vaktini vurur duvar saati.
Yaşlanmış bedeniyle olmasa da takati.
Doğrulur yerinden yıllara yenilmiş adam.
Alır askılığından arkadaşım dediği ceketi.
Açar kapıyı, arkasını dönüp bakar geriye.
Aklındaysa şimdi yolculuk acaba nereye.
Derinden bir oflamaya eşlik eder adımlar.
Takatsiz eliyle son kez tutunup pencereye.
Ağır ağır sırtında taşıyarak gölgesini.
Peşinden sürükler cılız ayak sesini.
Geçmişine sünger çektiğini zannederek.
İdareli kullanıp yürür duracak olan nefesini.
Uğurlamak için gelmez ne dost ne akraba.
Ne binecek bir otobüs ne de hurda araba.
Tıpkı hayatı gibi başlar yeni bir hikayeye.
Belki de çölde gördüğünü sandığı seraba.
©ibn-ulvakt
M