D

İSTANBUL

Burası İstanbul
Ne evliya dergahlığı kalmış
Ne mübarek haller
İnsanlığı özlüyor insan
Hissiyatsız eriyip giderken
Burası İstanbul
Tuzak dolu her adım
Her adım bir karanlık kuyu
Gün aydınlığında bile
Her pislik ayan beyan
Katil zaman geçerken
Bir hengame başlıyor aydınlıkla
Korksanda dalıyorsun sende
Eli kolu bağlı içine
Yok olma ihtimalini bile bile
Bir umut varya içinde
Ömrünle bitecek bir umut
Kendin uydurup inandığın
Acımıyorsun kendine
Zaten yaşamak için kavgan
Ne kalıyor ki geriye.
Karanlığa erdinmi aynı terane
Vaz geçmiyor kötülük
Yorulmuyor, durmuyor
İnsan yine aynı surette insan
Yaşananlar insana hiç yakışmayan.
Akşamlar ay vakti huzur zamanı
Gece muhabbet dergahıymış bir zamanlar
Şimdi terk edilmiş dostluklar, ahbaplıklar
Kan ağlıyor gece
Kan ağlıyor mehtap
Kan ağlıyor
İstanbul şimdi
Boğazı düğüm düğüm.
Nargile acı fokurduyor
Çayın demi kacmış
Akşam sefası bir çiçek isminde *****ıp kalmış.
Nasıl sindirmişler bu koca tarihe pisliklerini
Nasıl karartmışlar karanlık gözleriyle
Tertemiz yürekleri
Bir zamanlar alınteriyle temizlenen bu şehrin
Nasıl karatmışlar gündüzlerini gecelerini.
Gün battı
Meydan uğursuzun, soysuzun
Her yerde pazarlıklar
Kimi hayatına, kimi yaşamasına
Kimi zevkine, kimi insanlığına
Her adımım pisliğe bulanıyor
Her adım bin bir ölüm insana
Satılıyor hayatlar
Zevk denen amaçlara
Kiminin gözü yaşlı
Kimi çaresiz memnun halinden
Zorla yada rızayla
Vaz geçiyor bedeninden
Ölüyor insan
Ölüyor insanlık
Ölüyoruz görün
Uyanın
Kaldırın gözlerinizdeki paradan perdeleri
Başka bizim aslımız
Bakın görmek için
Bakın göründe irkilin yarın için
©dundar