E

Istanbul Gibi

Değişti her şey öyle eskisi gibi değil buralar
Gelip te bir görsem öpersem
yollar yıkılır belki önümüze geçen mevsim
çözülür buz tutan kış yaza döner
virüsün zehri gökyüzüne dağılsın
semalara yayılır virüse karşı nasıl gelsin
sevgiye barışır mavi pul pul uzerimize
dökülürken
Bir deri bir kemik kalbimin inleyen
nağmelerin bu sesini gel dinle geçmişe
münhasır
ne hikayeler birikmiştir can çekişen bir ölünün ruhu bu mücerret gibi yerden naaşım ufuklara
çıkan bir
ölünün rehberini okuyorsun ön sayfası sana ait satırların rumuzunda aynı beden deyiz
Gönlümün çiçek lerini sularsın sen
nice körelmiş duygulardan arinirim
temizlenirim
Seni anlatmanın da bin harfine birleşir alfabem
bir puzzle parçasındaki ekleri tamamlar
Aşk sağdan sola doğru bilmecesi
çözülür
yükü kendine ağır bavulumun her an
gitmek üzerelere yola çıkmıştı
sen
ulaşılması zor denizlerin kaç mil ötesinde
Benim ise
çırpınarak gecmişliğim vardı o denizlere
kanat çırptım istanbulu sevmek
adının baş harfi ile
o yalın ayak kalabalığın da baş koymanın
değeri bu
gururudur.
sahilden geçecek şimdi bir gemi daha
kumsala karşı salınarak
arkası dönük bir elvadadir senden
bana vedadır
tek hatırladığım istanbul dediğimde hayal
mayal
Yalnızlık kadar sessiz yorgun
o bank ta oturuyoruz bir simit kırıntısıni
beklerken duruyor hala
martılar el açmış avucumuza bakıyordu.
ölümü bekler son nefesim aklı karışık duygularımla demini
içiyorum sensizliğin kurumuş boğazım da
binlerce artık eskisi gibi olamayacaklar
durur boğazım da kör düğüm gibi
yapışmış geçmişin gözlerine bakınca
yarılır ay dolunay da sabahı
karşılardı
©ebrulimsi5