C

İSTANBUL YIKIK BİR KENT'TİR;

Yok olmaya yüz tutulmuş eski hatıralar
kül rengi toz bulutlara karışmış yaşlar
ve damlalar tenimi bir kor gibi yakıyor
üzülsem ağlasam neye bilmem yarar ki
ben yalnız ama o benden daha çok gör istanbul sen mi en büyük vurgun yoksa
ben mi? bıraktım aşkların en büyüğünü
mezarına gömdüm için için terk edilmiş
gecelerinde uyku tutmaz ranzam kireç
duvarlar soğuk titreyen yürek ve ben
ince inceliğinden kopan bin asır gülüşü
kaybolur şarkıların mısra hüznü içinde
bendi ile yorgun düştüğüm beden aciz
zaman oldu esen vakitsiz rüzgâr!
Martılar gibi düşüncem özgür olmak
kendi'mi arar'ken bir yerde bulmak
bırak zaman baş ucumda ilerleyen
saat olsun yürür boğazı soğuk suyu
bank üstüne ıslak bir gözyaşı gecesi
ayrılığı dudaklarda okunan son sözü
son elveda rumeli hisarı ve giden bu
yalan ve değersiz bir pul'dur aşklar
istanbul dar geliyor içime uyku yok
artık ne sen varsın ne ben buralara
ikimizde bireylerin kıymetini hiç'te
bilemedik geriye kaldı yalnız susmak!
Yıkık bir kent'tir taş duvarlar örülü
her taraf çıkmaz boyunca gürültülü
yosun vurmuş deniz sanki durgun mu?
hayaller büyür nice bu yer bu şehir'e
bıraktım hüzün ve gözyaşı mı yağmur
gecesine karışır gözyaşın gözyaşı'ma
dediği vakit el yaralar kapanmıyor ki
yalnız bir adam var ama bir yanı ölü!