Sen benim İstanbulumdun!
Yüreğim ağ atardı deniz mavisi gözlerinde.
Yedi tepesi vardı bakıșlarının,
herșeyi anlatırdı sen sussan bile.
Kașlarının arasın da yer alırdı o boğaz dedikleri,
ve uzayıp giderdi duygularımda o sahil șeritleri.
Bilirim, asya da bașlamıștı
sana olan sevdam
ve avrupa çok uzaklardaydı.
Amaco tatlı sözlerin bir köprü kurmuștu ansızın, ansızın bağlamıștı asyayla avrupayı.
Șimdi avrupa bana daha da yakındı.
Sen benim İstanbulumdun!
Güneș her gün bambașka nağmelerle
doğardı üzerine.
Önce martıların dansları eșlik ederdi sana,
ve ardından mutluluğu çağıran sesleri.
Lambalar söndürürdü kendini birer birer,
sokakları yine sana emanet ederdi.
Sarayların tarihi konuștururdu insanlara,
hanların, hamamların geçmiși anlatırdı sanki.
Bir yandan da sokak șarkıcıları günün ilk melodisini söylerdi beyoğlu caddelerinde.
Dünya bile kıskanırdı güzelliğini, tıpkı seni feteden
Fatih gibi, sende fetetmiștin yürekleri.
Gündüzün bir bașka, gecen bir bașkaydı senin.
Hele ki oturup da hisarının üzerinde, sana șahitlik eden yıldızları izlemek, ve düșünmek
herșeyi birer birer.
Vapur seslerinin gecenin
sessizliğine inat haykırması, bir yandan da o kız kulesinin masumca sana
bakmasını görmek
ne güzel șeydi.
Dedim ya. Sen benim İstanbulumdun.
Dayanamazdım seni seyretmeye,
seyrettiğim kadar da, çözemezdim hiç
ama hiç bilmediğim yanlarını.
Ey güzel İstanbul!...
Yazan: Fırat Șirin
27.07.2014 23.30
F