Üzülen bir üzüm bağının hüznüydü bu
Dalına mıydı, yaprağına mı bilinmez
O rüzgarların yüze vuran busesi aldı seni
Bir itilmişliğin zirvesindeydi gülücükler
Etrafı menekşeler olan sokakta bizken
Geçmiş usu sıçradı yürüdüğümüz yola
Şu gördüğün, hislerinin toy olanıydı
Bir rüyasını almıştı onun
Ayak sesleri ona aitti, garda duyulan
Rüyada bir curnata peşine takılmış
Ve şu'na demişti, ben kimim sahi?
Acemi bir düşün ürünüydüm
Sense bu şehirlerinin yanlışı
Düşe kalka değil, düşe kalkarak
Sense bu her şeyin yanlış anlaşılanı
Haziranın kahrında gizliydi herşey
Biri hariç bu istisna papatyalarının
Unutulan bir şeyin hatırasıydı
Altıncının sonrası buna izin vermedi
Yedi sadece bir cadıydı bayramıma
Gözlerimiz alışmıştı görünmeyen günlere
Kulaklarımız alışmıştı tıpırdayan yağmura
Şu denizlerin ötesindeki sissen eğer
Yaklaş bana ki göremeyim
Gözlerin son yaptığım kusura alışamasın
Sağır kalsın kulakların olacaklar haricine
Bir yol düşünelim
Bitişiğiyiz bir fidanın, toprağı ve suyu
Yanımızda dikenlerle koşarken, dünyamıza
Bir yol düşünelim
Gülme çizginin hayatına müebbet olduğu
Bir yol düşünelim ince karlara karşı
Şu hüsranın bir umuduysan yol düşünelim
Bir güzelliğin olgusuysan
Parmaklarım, kalememim ve sessizlik
Bir yol düşün, elim
©kuğu
K