Bayram sabahı serinliğinde uyanırdı içimdeki göçebe
Yaslanırdım tren camına
Selam verirdi yol boyunca sarı başaklar...
Bavula sığmayan sevinçlerle inerdi memleketime yüreğim...
Bir çınar ağacı vardı köy meydanında
Biz yaklaşamazdık
Kız çocukları meydanda duramazmış
Öyle derlerdi...
Kızıltepe...
Ağaçlarına salıncak kurardık
Asardık zamanın ipleriyle gülüşlerimizi göğe
Gözden ırak...
Gıcırdayan tahtasıydı salıncağın
o an bize hayat ...
Elimizdeki çekirdek…
Aygün derdik biz herkes bilmez
Avuç avuç umut çitlerdik
Savrulurken kabukları o yana bu yana
Dağılırdı harmanlara seslerimiz...
Harmanlar…
Bir çocuk gezegeniydi orası
Serpişirdi toprağa
Kurallarla şekil verilmiş neşemiz...
Koşardık ayaklarımız çıplak ıssızlığa inat
Gömerdik o toprağa kahkalarımızı...
Umardık kimse bulup çalmasın...
Oyun bitince egilirdi güneş sırtımıza
Ve duyulurdu köyün üst başından
Annemin sesi...
Sema..
Topla kardeşlerini yemeğe gelin
çorba soğumasın ...
Birleştirirdi tencerede kaynayan tarhananın buğusu tüm aileyi...
Gece çökünce avlumuza yıldızlar düşerdi ...
Her biri bir anıymış meğer
Uzun yıllar oldu...
Bir arkadaşın ismi bir oyunun sesi
Kimi göğe karıştı kimi hatıralarda soldu...
Kimi de hâlâ orada mı bilmiyorum ama
Ben bu bayram
İçimde koca bir düğümle döndüm o topraklardan
Sevdaya düştüm diye...
Ah kızıltepe…
Bir zamanlar cennetti adın bile
Şimdi sessiz…
Çözülmüş salıncağının ipleri
Harmanlar sararmış anılar gibi
Ben hâlâ çitliyorum geçmişi
Elimde çocukluğumdan kalma bir çekirdek tanesi...
Bilsen
Ne çok şey var
Kabuğunu kıramadığım...
©.üzmbuğusu
.