O

Kabul

Şimdi geçmiş içimde buruk bir anı
Eski bir zamanın belli belirsiz heyecanı
Alır götürür gayipten bir rüzgar insanı
Dalından kopmuş yapraklar gibi
Gördüğüm dudakta buz keser kelam
Duymam ne bir merhaba ne de bir selam
Yüreğimi asice tırmalar nihai kam
Akmak ister kadim ırmaklar gibi
Kulak veririm kaybolmuşların sesine
Gitmek isterim yıldızların da ötesine
Bir kibrit çakıp ne varsa hepisine
İplerde sallanan tutsaklar gibi
Bir gözüm aşağı bir gözüm yukarı bakar
Gece tükenir karşıdan şafak söker
Dünya sarar etrafımı, kendine çeker
Yaşamla dolarım ekili topraklar gibi
Dol gözlerimle ilk ışıklarınla güneş
Benim kadar yalnızsın, benim kadar serkeş
Bizi bekliyor koca dünya keşmekeş
Tekrar yapıp tekrar yıkalım ahmaklar gibi
Bir de biz geçelim nicelerinin geçtiği yerden
Bir tas da bize cümle alemin içtiği yerden
Tacımızı takalım binlerce sahte zaferden
Sımsıkı sarılalım sevgiliyi tutan parmaklar gibi
Önce aynalardan kurtulalım sonra takvimlerden
bihaber yaşasak olur sayılı mevsimlerden
Daha az haz alarak gün be gün bitimlerden
Yavaşça son bulalım çıkmaz sokaklar gibi
Sonunda yalnızca sessizlik ve karanlık
Her şey bir rüyaymış bir anlık
Artık boylu boyunca toprağa uzandık
Anlattık ve sustuk mühürlü dudaklar gibi
©opapa