Hakîkati gösteren onca anahtar varken,
Kilitli kapıların ardında kalakaldık.
Varlıklara mânâ-yı harfîyle bakmak varken,
Mânâ-yı ismi görüp, küfürle kalakaldık.
Güzel ahlaklı olup, iyi yaşamak varken,
Kendimizi unutup, bir yerde kalakaldık.
İyiliği emredip, kötülükten men varken,
Tasannû ve yalanlar içinde kalakaldık.
Sanatkâr'a yönelip, mükemmel olmak varken,
Sanatlarda takılıp, zararlı kalakaldık.
Sebeplere riâyet, tevekkül, duâ varken,
Mûcizeler bekleyip, sabırsız kalakaldık.
Meleklerden de yüksek yerlere çıkmak varken,
Hayvanlardan da alçak yerlerde kalakaldık.
Ufuklarda her sabah şafaklar sökecekken,
Yalanlara aldanıp, gecede kalakaldık.
Bütün dünya sevgiye, iyiliğe teşneyken,
Kötülük ve nefretin çağında kalakaldık.
Her ormana iyilik fidanı gerekirken,
Sarp yerlerde, kötülük bağında kalakaldık.
Akıl, mantık ve vicdan bir arada dururken,
Her birini unutup, ortada kalakaldık.
Herkes güzel günleri sabırsızca beklerken,
Kötü ve zor günlerin ağında kalakaldık.
©lahuting
V