Gecenin göğsünde solgun bir ay,
Kırık bir ayna gibi dağılıyor suya,
Yıldızlar suskun, ışıkları ölü,
Zamanın mezarında çürüyor rüya…
Rüzgâr, tenhalığın dilinde bir ağıt,
Kuru dallar fısıldıyor eski günahları,
Gölgeler uzun, sessizlik ağır,
Kapanmış bütün suretlerin kapıları…
Bir yankı dolanır boş sokaklarda,
Unutulmuş dualar gibi eksik ve kırık,
Ne bir el uzanır soğuyan ruhuma,
Ne de bir ses, umutla çağırır beni…
Zifirin kalbinde bir kurşun sessizliği,
Gecenin kanında bir kinayeli yara,
Ve uzakta bir çığlık boğulur usulca,
Belki bir düş, belki bir hatıra…
Karanlık, içimde yanan bir ölümdür,
Geceden geçip sabaha varabilir miyim?
Yoksa bu sonsuz boşlukta,
Ben de gölgeler gibi silinir miyim?...
©miran.
M