Sordum zemine: Neden gözlerinden kan akıyor?
Bulutlar karıştı: Sus, lütfen sus! Tek bir kelime dahi etme!
Sordum onlara: Havada neden çığlıklar yankılanıyor?
Duvar bağırdı: Yeter artık, bir daha söyleme!
Tavandan sanki durmadan su damlıyor
Dur bir dakika, o da ne? Bu akan gül kanı mı?
Şu tavandan sarkıtılmış cesetler de ne?
Bu tepki, zalimlere atılan bir kahkaha mı?
Zemin gözlerini kapadı: Ben yaptım, hepsi benim yüzümden
Cahiller açtı ağzını: Bu yaptı, öldürün şu katili; hemen!
Mekan değişti, demir tokmak hükmetti aniden: Asın, asın, cesetleri astığı gibi
Tavan itiraz etti: Durun, durun! Onları ben idam ettim
Bulut haykırdı: Bekleyin, o cesetlerin gözlerini kör eden benim
Zaman göz yaşlarını tutamadı: Yapmayın, vakti belirleyen bendim
Mekan sessizce: Bu katliamı ayarlayan benim
Zemin: Affedin, affedin; katili taşıyan bendim
Demir tokmak hüküm verdi: Hepsini idam edin
Nefesleri kesildi: Zalimleri kahredin!
Gül kanlı cesetler, aniden bağırdı: Kabul edin, katilimiz sizsiniz!
Artık şu kanlı idam masası, solmayan bir gül bahçesiydi…
------------
Yeni Zelanda’da bir terorist cami için cuma namazı kılan Müslümanlara silahla ateş etti.
O terorist üzerinde taşıyan zemin idi.
Bulutlar güneş’in aydınlığını kapatıp, Müslümanların gelen tehlikeyi görmesini engelledi.
Can veren Müslümanlar’ın çığlıkları havanın bir parçası olmuştu.
Duvar gül kanlarını taşımayı kaldıramıyordu.
Cesetler tavana asılmıştı, en büyük zamlı tavan gibi görünüyordu.
Bu dünya’dan ayrılırken Müslümanlar, zalimlere kahkaha atıyordu.
Zemin suçuna dayanamadı.
Cahiller yine Müslümanları suçladı, “onlar hak ediyori onlar terorist!”, dedi. Adaleti sağlamadı.
Adaleti olmayan mahkeme kuruldu, masumlara ölüm fermanlarını duyurdu.
Tavan suçu kaldıramadı.
Bulutta beraberinde katıldı.
Zaman ve mekan kahroldu
Zemin en büyük suçlunun kendisi olduğunu ilan etti
Zamlılar son nefeslerini verirken, Adalet: “kahrolsun zalimler” diye haykırdı.
Gül kanlı madur cesetler gerçek suçlunun bizatihi adaletsiz hüküm verenler ve cahillerin olduğunu söyledi.
İdam edilen zemin, tavan, bulut, zaman ve mekan. Cesetleri uçup gitti, yerine solmayan bir gül bahçesi geldi.
©elimyazar
E