Şimdi seni yudumlarken ağladım ey kendim
Ne okuyup durduğum şarkı anlıyor beni
Nede elimdeki eskimişliğin çabası
Artık yüreğime küflenmiş duygular serpilmiş
Kokusundan sarhoş olmuş bir beyhude gibi
Ayyaş ayyaş yayılıyorum zamana ve hayata
Kaldırımlar yerine gafletler mesken tutulmuş
Gömleğimden sarkan fiyakam beni yollara döküyor
Kırk birinci kez suçları gömüyorum kalbimin mezarına
Şaşırmışlığın öfkesinden unutuyorum kayıp gemileri
Yusuflar atılıyorum köhne zamanın kuyularına
Züleyha’nın dilindeki aşk narasına katılıyorum
Şimdi saçma sapan düşünüyorum bilmeceleri
Saklının aşikâr olduğu günahlarımı yazıyorum
Ve süsleyerek uyutuyorum utancın heybesinde
Müstesna duruyor karşımda baharın gölgesi
Artık kâbusların korkusu uyutuyor derinliğinde
Tabutların ardına kendimi yürütüyorum
Kapılarımda arzın titrek kokusu sürülmüş
Temayül ede duruyorum acizliğimi herdem
Yukarıya bakmak için boyun bükemiyorum
Acizliğin damarını güçlendiriyorum benliğimi
Kuytu köşelerde saklıyorum düşlerimi
Yenilginin malumluğu var yüzümün çizgisinde
Ve hayatıma bir romanımı daha ekliyorum
Okunması sıkıcı yaşaması kahredici satırlar arasında
Kendimi darağaçlarının diplerine gömüyorum
Çehrem her gün asima ve her yer yine kendim kalıyor
Ben artık kefensiz mezar arıyorum
Önce içimi sonra hiçlerimi gömmeyi öğrendim..!
H