E

Kehribar

Tuncay Akdoğan günün ilk ışığı
Ahu Öztürk eşliğinde.
Çırpınarak dilenen kuşun kanadında sevgiyi
ararken buldum kendimi çarparken
duvara yönünü kaybeden.
Çarparım havada etrafa yufka  yüreğim
ezilirken sesim çıkmadı can dan
umut kesilmezdi. film şeridi gibi  
geçen ömrun gıyabında..
işlediğim vukuatlar, paslanan ruhumda sorgudadır  zamanımın çoğu cesur...
Unuttuklarımdan çok şey öğrendiğim
desem unutamadığım çok şey varken
ne mümkün eskiler hatırına en olmadık
zamanda önemsenenler de şimdi yoklardı... önemsenmekte güzeldir..
Kehribar yalnızlığıydi...
yorgunluğumun meziyetini alan
üzerinden yada öyle olduğuna
inandığımız sormuyorum artık
yapışırken sırtıma güve gibi yiyip
bitiren içimin birikintileri koni olmuş.
Neyim var neyim yoksa bıraktığım şahittir kimliğim de..dalından tutunurum
kehribarın tanelerine sığındığım....
Mevsimlerin tek tek dokunuşu ile
kalbimde sıcaklığının da son buluşudur
yapraklarını döken dalların da aldığım nasihatlerin sıralanırken yokmuşum gibi hissettiğim zamanlara tabidir
kumrular geçerken denizin ortasından rüzgara karşı .. Ya çok soğuk ya da sıcaktır demi çayında. sorulur mu sabrı yaşından
ya büyüktür ya da küçük kabına sığmaz,
hesabı tutmaz şimdiye uymazdı
Vakit akarken değişen birşey yok
zamaninda diye başlayan lar arasındayim saklandığım saatin pili takılı
kaldı hep arızalıydı.. sana
©ebrulimsi5