Aslında insanı düşünmek de yorar bazen.
Hayatın anlamsız yaşamlarını düşünürken mesela..
O daha önce birbirine sımsıkı melfuf olan damarların,
Daha sonra Kopuk kopuk parçalarını düşünürken,
En çok da tefekkür yorar insanı zaten..
Bütün bu yorgunluklar ordan gelir
Bütün bu anlamsızlıklar,
Hiçbir kaba sığmayan o gerçekler..
Bir su gibi akıp giden zaman...
Buz gibi olmuş o sızlayan yaralar.
Sızladıkça kanayan o yaralar...
Kanadıkça acıyan o yaralar...
Acıdıkça öldüren o yaralar işte..
Ama bir de o var ki,
Öldürdükçe yaşatan o umular..
Yaşattıkça heyecan veren,
Heyecan verdikçe gülümseten işte...
Gecenin ayazında yıldızların çıkmasını beklemek gibi umutlar..
Güneşin altında gölgeyi aramanın verdiği o huzur...
Huzurun verdiği o sevinçtir işte umut.
O umuttur ki beni hayata bağlayan...
Ş