kuşlar, kuşlar... pencerelerin dibinde azıcık şelale akıntısa takılmış
her sözde bir akış bir sevgi vardır
ya da kimin hayali onun seferi
bu nasıl öpmek kırmızı tonundan
kadınlar bu nasıl bir güneş saati
ya da tersine
boş ver denizin sularında akıp giden balıklar
tek tük güller sarımsı papatyalar mavimsi gözler
bizleri büyüledi o esrarengiz eller beyaz eller
ürperiyorum sulardan
sulardan kan akıyor, belimde sıçramıs kuş pisliği
ya da ben kime söz vermişsem oradayım
tam o adamın benliğinde ya da tersine
bilmem ki nasıl anlatılır
biliyorsun anlatamıyorum uzunca uzuyor
anlatamıyorum dağlara, güneşlere, bulutlara
kendimi saymazsam -hem niye sayacak mışım kendimi
ben kim ki denizlerin gözbebeği
kadınlar... gözlerinde akıyor boncuk boncuk kirpikleri
siyahlara bürünmüş adam
belki de siyahlara bürünen geyik
çünkü herkese bağlı, bana bağlı dudaklarım ıslak bakışlar
konuşmak? konuşmak nedir... bir cümle belki de alışkanlık
yataklar... bir buz dolabi pervasız güzel
kendime not:
süresiz, dıştan akan demirler tunca serzeniş gösterir
belki de kendime duyduğum o has öpücük.
©yeniciler
Y