Ben Kerbela'yım, Ali'nin gözyaşı,
Mazlumun ahı, Peygamber'in aşı.
Hüseyin'in kalbinde ateş oldum,
Şehitlerin efendisi, ben Hamza'nın yaşı.
Zülfikar’ım ben, Ali'nin kılıcı,
Zeynep'in gönül sırrı, Sakine'nin acısı.
Muhammed’in yetimi, onun eviyim,
Kerbela'nın kanı, İmam'ın arzusuyum.
Mazlum kanı akar her bir diyarda,
Her yer Kerbela, her zaman feryat.
Eba Abdullah'ın huzurunda Hürr'üm,
Tövbe eden günahkar, affolmuş bir ruh.
Zulme karşı direnen kahramanlar nerde?
Müslim’in şehadeti, adaletin yerle bir edildiği günde.
Ben İmam Hüseyin, görevim bu, kıyam ederim,
Zalime karşı direnir, ölümü hoş görürüm.
Kasım, Hasan'ın yadigarı,
On üç yaşında cesur bir fidan,
Başında kılıç, göğsünde iman,
Hüseyin’in dizinde son nefesini veren kahraman.
Çölün kızıl ateşinde yanan canlar,
Ben Kerbela, ben Hüseyin’in yüreği,
Cebrail’in kanatları altında saklanan umut,
Göklere yükselen Peygamber’in gözyaşıyım.
Gözü doymayan düşman, ah ki ne ah,
Her darbede Hüseyin’in şükrü,
Cebrail müjde verir, peygamberlerin sonuncusu gelir,
Ali'nin göğsüne yaslanan bir Hüseyin, cennetine erer.
Kerbela’nın sessiz ağıdı,
Fatma’nın çığlıkları, Zeynep’in gözyaşı,
Gökyüzü kara giymiş, yer sarsılmış,
Hüseyin’in kanı, zulmün laneti olmuş.
Nasıl kıydın ey zalim, Ali’nin canına?
Muhammed’in gözbebeğine, Fatma'nın masumuna?
Sana cehennem gerekmez, cennet gerekmez,
Kerbela'nın mazlumlarına dokunan ateş yetmez.
Kerbela, Peygamber'in duasıdır,
Susuz kalan Hüseyin’in son sözleri.
Zalimlerin pençesinde Sakine,
Kerbela'nın garibi, Allah'ın yüreği.
Ey Kerbela, ey Hüseyin,
Her damla kanın, her gözyaşın,
Zalime karşı birer feryat,
Kerbela’nın şanlı şehitleri, cennette vuslat.
©hasanbey.
H