Kaç kervan yollara dizildi ardı ardına, ha bu kervandasın deyip kaç sabahı akşam eyledim, bilinmez bir seni bekleyen bendeki bu gönüldü, yol gözlemeyen bilemez.
Özleminle yandı yüreğim
Kaç damla gözyaşı süzüldü gözlerimden, gönül yolcusunu gözleyenden ötürü kimse bilmez.
Her damlası hasretle gözlerden dökülen birer ömür incisi, bilir misin
ömrünü aşkına adamışdan başkası bilmez.
Kaç çocuk kavuştu anne şefkatine, sevinci emsalsiz anlatmakla, bu sevinci paylaşılmaz, sevince çocuklar, çocuktaki sevinci kimse bilmez.
Kaç seven kavuştu sevdiğinin sevdasına, mutluluğu dillere destan, sevinci tarifsiz bir roman masalı gibi anlatılmaz.
Bu kara kışın ayazında lapa lapa kar yağar gönül dağıma.
Bu gönül zirvede kalır dağlara nisbet, kimse bilmez.
Ancak Arif bilir aşkın nelere kadir olduğunu, gönül yolcusunu nice halini karlı dağların karını eritir, hasretle Kalpten yanan aşk ateşini.
Aşık bilir de âşık olmayan bilmez.
Her seven sevdiğine yazar arzu halini, benim beklediğim gönül yolcum bek ırak yollar da kaldı halim, nice oldu yaman, sevenler mutluluğa nail oldu, bir benim beklediğim mutluluk kârlı rüzgarda savrulmuş. Kimse bilmez.
©hasanbey.
H