E

KIRGINIM SANA...

Öyle bir sevdaya düşersin ki bazen
Elinde ispatın bile olmaz
Ne bir resim
Ne bir satır yazı ne bir hatıra
Kalıp sevsen ömrün gider
Bırakıp gideyim desen yüreğin kalır
Hani bir ağacın dalı ile meyvesi arasındaki yaprak olmak gibi
Evet kırgınım sana.
Kızgın yada küskün değil. Kırgınım.
Çünkü sen benim elimde olan her şeyi aldın.
Ve elimde olmayan her şeyi.
Çünkü bir umudum vardı her gece bakışlarının kuyularına saldığım
Ne uzun yürüyüşler vardı önümüzde oysa
Geceyi sabaha taşıyan suskunluklar içinde. Yinede elinin elime hep değdiği
Yorulacaktı gözlerimiz körebe oynamaktan
Ve elbet akacaktı bir gün benzer bir düşün uykusuna
Bir gün öperek uyandıracaktım seni
Saçlarına dokunan ellerimde sardunya kokusu
Çimlere savurdugum ekmek kırıntılarını taşıyan karıncaları görecektin.
Sahildeki evin çatısından Avaz Avaz haykıracaktı guguk kuşu
Kızarmış ekmeğin kokusuna değecekti gülüşün.
Gözlerin düşecekti kekre cayımın içine.
Ben o gün şeker almayı kesecektim
Deniz transparan bir mavide
Ahlaksız bir masumiyet le gösterecekti içinde ne varsa
Küçücük balık yavruları ordan oraya kayarken göz açıp kapayana dek
Neşeli bir çığlık düşecekti dudaklarına
Hayretle bakacaktın gözlerimdeki resmine.
Kimbilir. Belki susturup bütün sesleri. TLF nu. Müziği.
O gün sırt sırta verip oturacaktık öyle saatlerce Deniz le Güneş in seviştiği yerde
Hiç konuşmadan.
Yüreğimizi dinleyecektik..
Şimdi hiç bir şey kalmadı.
Biri çoktan ölmüş
Biri ölmek üzere iki can taşıyorum bedenimde.
Mutsuz bir son gerekiyordu bu hikayeye
Onu da sen yazdın
©eminbarut