E
Kırık Ayna
Elindeki kalemi hafif toz bağlamış masasının üzerine tekrardan koyup bir sigara daha yaktı. Gecenin karanlığında ay ışığının hafif aydınlattığı odasında sağa sola çarpa çarpa balkona çıktı. Artık acı hissetmiyordu. Her gece aynı maratonu yaşamaktan vücudunun neredeyse her yeri morarmıştı. Yine sonuna kadar içti sigarasını eli yanana kadar. İçeriye geçerken dün akşamdan kırdığı çerçevenin camları ayağını kesmişti. Hafif dolmuştu gözleri. Alzheimer'ın etkisi artsa bile hala unutmamıştı sevdiği kadının resmini. Sonra hafif dağınık saçını taradı banyodaki kırık aynasında. Hayallerinin ilk parçalandığı yerin temsiliydi sanki o ayna. Uzun süre baktı kendine. Aklına sevdiğiyle geçirdiği ilk günler geldi. İlk elini tutuşu, onu ilk öpüşü... Yanağından soğukça akan birkaç damla yaş düştü lavabonun ucuna. Odasına geri dönüp başını yastığa koymuştu yürek yangınıyla. Ertesi gün hiçbirşey yaşamamış gibi uyanacağı acısıyla gözleri iyice karışmıştı gecenin karanlığına...