Zamansız yorgunluk var bedenimde
İçinden çıkamadığım zaman ve
Sis çökmüş gecenin ardında kümelenen
Sokak lambasının ışığı
Yüreğime tel tel işliyor
Gecenin yorgun salınışı
Güneş başımı döndürüyor artık
Nefesimi kesiyor ağaçların hışırtısı
Adımlarımı engelliyor
Kuşların her şeye inat kanat çırpışı
Sesler hep aynı tonda
Fısıldıyor artık kulağıma ince bir sızı
En sevdiğim renkler
Ölüm tadında sanki
Gökkuşağının hummalı renkleri
Simsiyah geceyi yaşatıyor bana
Adımlarım yavaşlıyor
Attığım her adımda
Ayaklarıma pranga vurulmuşçasına
Geçip giden insanlar arasında arıyorum
Kendi içimde kaybettiğim beni
Bulutlar eskisi gibi bir şey anımsatmıyor bana
Ruhumu teslim edeceğim yıldızlar
Birbiriyle savaş halindeymişçesine
Bir telaşla uzaklaşıyor benden
Zaman akıp gidiyor her yanımdan
Ben sadece gözlerimi kırpmadan
Seyrediyorum olan biteni
Bir bahar tadındaki çocukluğumu özlüyorum
Kitaplar arasında dolaşan bedenimi
Düşünceler
Bir dev misali ellerle
Her anımda kursağıma yapışıyor
Söylemek istediğim kelimeler
Dilime çivilenmiş gibi
Bedenim acı çekmek için yaratılan ruhuma
Ev sahipliği yapar gibi
Anlayamıyorum
Anlayamadığım her saniye
Sonbaharın ılık rüzgarında savrulan
Sapsarı,baharın heyecanıyla yere düşen yaprak gibi
Ususl usul bırakıyorum kendimi yere
Artık kelimeleri bir araya getiremiyorum
Anlamsız olan şeyleri anlamlandıramıyorum artık
Zamanın kırıntılarını toplayıp
Kendimi yeniden inşa etmeye çalışıyorum
Yapamıyorum...
©semihbltt_
S