Kim derdi ki așkın kırılma noktası yokmuș.
Hep ufuk çizgisinde görünecek değil ya mutluluklar.
Biz ona yaklașamasak da o bize
gelmez mi zaman zaman.
Hep aynı gösterecek değil ya yüzünü, bir sarıșın olur așkın kırılma noktası, bir esmer.
Bazen adı meçhulde olur, bazense ayșe, fatma yada ömer ne farkeder ki,așkın kırılma noktası yokmuș diye kim diyebilir ki.
Bir çok laf denmiș așk için,
çoğu lafda uzamıș destan olmuș dillerde.
Bir gemiciye sormușlar așkı,
așkı attığı düğüme benzetmiș.
Adına da kördüğüm bu demiș.
Bir ressema sormușlar așkı,
tualini almamıș bile eline.
Elini yüreğine götürüp,
ben așkı buraya çizerim demiș.
Bir șaire sormușlar așkı,
dört kıtaya bile sığdıramamıș,
așk yazılmaz yașanır diye haykırmıș șair.
Derken bir mühendise,
öğretmene,
çiftçiye,
kainata sormușlar așkı.
Ve hep bir sebep bulmuș kendine așk.
Adı kalmıș ama onu hiç gören olmamıș.
Peki neye benze bu așk dedikleri?
Bedeni yok ki pahalı elbiseler giydirsinler üstüne,
saçları yok ki rüzgarlar da savrulsun,
gözleri yok ki iltifatlara boğulsun,
bir evi bile yok ki adresi olsun.
An gelir yüksek dağların zirvesinde yer eder,
an gelir anılar da, an gelir iki yüreğin gönül bağında.
Hatta bir küçük bakıșla bile
gün yüzüne çıkar așk dediğin.
Bașlangıcı bilirsin ama,
așkın kırılma noktasıdır asıl bilmediğin...
Yazan: Fırat Șirin
06.07.2005 03.00
F