Kırk kapı zindan a açılır
Gökyüzü hasret yağmur
Yorgun şafak alnım'da
Kavgalar duruyor sanki
Geceyi aydınlatan umut
Bir kurşun kaç bin sene
Yüreğe yuva yapar daim
Hayat üstün gelir acılara
yalnızlık oldukça içimizde
Bir dileğim var kabûl olsa!
Korkuyorum bu hayat'ta
O kadar zalim ki bu hayat
nasıl bedel öder yaşatarak
Başımı yaslasam gökyüzüne
saysam yüce yıldızları yönü
sorsa yüz çevirsem bir yana
dağılır geceler'in şu düşleri
Merhaba güneş doğan güne
Ne getirir zaman hiç bilinmez!
kapıların o paslı gıcırtı'sı
yorgun yılların çökmüş te
hüznü şu aynada kendi'mi
görsem çatlıyor tanınmaz
parmaklık arasında geçmiş
uzanan kırk asırdır yaşama
dayanan bir öykü ve şiir olur
ağlıyor gönül de eski sevdalar
dışarısı amansız soğuk sesi
kulağımda çırpınan yaralı
bir haykırış esen rüzgârın
boğuk geceden dalgın göz
önüme konulmuş yaban gül
benim gibi yazık solmuş o da
hırçın depremlerim yıkık olur
beynim ihtimalar taşıyor lâkin
roman bir şiir kitabında esintili
yaşanmışlık olur satırların içinde
sessiz pencere kenarı işler boğuk
ben ölü'mü bekliyorum oysa gün
boyunca teller le örülür kalbi mi
bölük bölük böldüler herşeyi oysa
çaldılar çırptılar hayalleri yakıp
satılmış umutları dirhem dirhem!
Masmavi deniz in ortasında
sallanan başı boş bir sandal
gibiyim uzaklar ım seçilmez
olur gönül kapalı yarın özgür
uykusuz vakitsiz yağmurlu ve
soğuk gece de zincirleri m bu
boynumda bir ilmek zor değil
ranza bahtım karar siyah bir
nevresim üstüme çöken gece
mavi ay bürünür kızıl kana
yokum asıl bu şehir benim
içimde bu zaman korkuları
Tükenen bir aralık zaman ı
sus oldu ağlamaklı gözlerim
satılmış umutları dirhem dirhem!
ŞAİR : (CİHAN ŞENTÜRK)
C