Dünyanın en büyük çocuklarını gördüm
Kimisi Hazara kimisi Peştun, Özbek, Türkmen
Hepside birer afgan , gözleri ışıl ışıl parlayan
Hiç birinin gözlerinde korku yoktu ne garip
Doğru ya bombalardan başka ne görmüşlerdi sanki
Daha ne korkutabilirdi gözlerini
Annesi , babası , sevdikleri katledildi gözlerinin önünde
Kış mevsimiydi hava soğuktu üşüyordu
Bir köşede annesi yemek yaparken uyuyordu
Islık sesi duyuldu uzaklardan gelen
Bir gürültüydü tozu dumana katan
Kalktı ayağa afgan çocuğu
Yere yatmış annesini izlerken
Ellerine kırmızı boya değdi, sıcaktı
Ama annesi her geçen dakika üşüyordu
Ölüm nedir , kan nedir bilmiyordu çocuğum
Boya sandı boya, kırmızı boya
Duvarlara resimler çizdi annesini babasını, uçurtmasını kanla
Annesi kalkıp kızmıyordu ona
Oysa önceden öyle mi yapardı
Terliği fırlatırdı kafasına
Belli ki sıkılmış geri geldi annesinin yanına
Biraz sarstı, tüm gücüyle sarstı, tekrar tekrar sarstı
Hadi anlatın şimdi ölümü bu çocuğa
Anlatın ey sosyologlar, psikologlar , eyy dindarlar
Var mı bir tanımı, var mı verilecek bir cevap bu yetim oğluna
Ben bu çocuğun gözlerini gördüm
Korkusuz ancak öfkeli
Hadi durdurun bu çocuğu tekrar işleyin yüreğine merhameti
Artık uçurtma uçurmuyordu çocuğum
Peşinden koşmuyordu kopan uçurtmaların
Resimlerinde kırmızı boyada kullanmıyordu
Çaresizdi öfkeliydi görmeseydim keşke o gözleri yazmasayım bu şiiri
Mehmet sicim
M