Konya’nın bağrında, asırların sesi,
Mevlana’nın aşkı, Şems’in nefesi,
Alaeddin Keykubat’ın görkemli tahtı,
Tarihin derinliğinde, her adımda izleri.
Dönüyor dervişler, semanın göğsünde,
Aşkı arar gönüller, Mevlana’nın sözünde,
“Gel ne olursan ol yine gel,” der yüce sultan,
Konya’da bulur kalpler, huzur ve iman.
Şems-i Tebrizi, bir ateş, bir sır,
Mevlana’nın gönlünde, bir kıvılcım, bir nur,
İki can bir bedende, aşkın en yücesi,
Konya’nın sokaklarında yankılanır nefesi.
Alaeddin Keykubat’ın, gölgesinde şehir,
Görkemli saraylar, tarih kokan her bir devir,
Selçuklu’nun izinde, taşlar dile gelir,
Konya’nın kalbinde, geçmiş bugünle birleşir.
Alâeddin Tepesi’nde yükselir tarih,
Her adımda bir efsane, her köşede bir âşık,
Zamanın ötesinde, hala yaşar o aşk,
Konya’nın bağrında, her yürekten yankı bulur.
Sema dönerken, dervişler hüzünlü,
Gönüller coşar, aşkın en temiz özü,
Mevlana ve Şems, iki yoldaş, iki sırdaş,
Konya’da aşkın ateşi, hiç sönmez, hiç durmaz.
Tarihin derinliklerinde, saklıdır her anı,
Konya’da aşk, her gönülde can bulur, cananı,
Bugün de yankılanır, yüzyılların sesi,
Konya’nın efsanesi, bitmez, sürer nefesi...
©hasanbey.
H