Sessiz kalmak istiyorum birkaç gündür. Sessizliğin derinlerine dalıp orada boğulmak.
Kimseyi görmeden dolanmak kalabalıklarda.
Kimseyle konuşmadan kendimi anlatmak.
Ses seda duymadan kuşları dinlemek istiyorum, sabahtan akşama…
Gözlerimi açmadan gökyüzünü izlemek istiyorum saatlerce.
Ne nefret, ne kin,
Ne kıyas, ne de acı olsun istiyorum içimde.
Ruhumdaki yaralar bu kez çabuk iyileşeceğe benzemiyor, ürküyorum.
Yeterince ağladım mı peki? Bitti mi gözyaşlarım?
Sesim kısıldı fakat doyamadım feryat etmeye.
Henüz doyamadan kaybettiklerimin özlemiyle sızlayan burnumun ucunda hasret kokusu.
Acı, taze ve yoğun.
Her ne kadar kelimelere sığdıramasam da hissettiklerimi, dudaklarımı kıpırdatmaya halim olmasa ve ısrarla susmak istesem de çokça uzun bir süre, anlatmak istiyorum bağıra bağıra.
Haykırmak ve isyan etmek..
Direnmek isterken bir yanım bu yaşananlara, yaşamanın manasının kalmadığını hatırlatıyor içerden başka bir yanım, cesurca.
Yıkmak istiyorum bütün duvarları.
Etrafımda gördüğüm herkesi çıkarmak hayatımdan.
Sessizliğimi korumaya devam ederken bir yandan, diğer tarafta hıçkırarak bağırarak ve yüksek sesle ağlamak istiyorum.
Yıkılıp kalmak istiyorum bir kaldırım kenarına bir akşam üstü, güneş batarken.
Yığılıp kaldığım yerde görünmez olmayı diliyorum, ama bir yandan da herkes anlasın istiyorum yokluğumu.
Herkes görsün nasıl sürünüp kahrolduğumu içten içe.
Ne istiyorum bilmiyorum.
Belki de sadece,
Kaybolmam gerekiyordur.
Kaçıp gitmem.
En uzağa.
A