Neden bu kadar mahzunsun ey Kudüs
Müslümanların tesbih tanesi gibi dağılmasına mı?
Dünya malına dalıp senin için sadece üzülmekle yetinenlere mi üzülürsün?
Eylemlerden geçip dualarda bile unutulduğuna mı yanarsın ey sevgili?
Oysa imamenin Kudüs'ün kendi olduğunu hatırlasak.
Rahmet kapısından girip, Osmanlı medresesinde zikre otursak.
Kubbetüssahrada sabah namazına durmaya niyet etsek,
Ve desek ki; Allahım sen bizleri davan için birer Mücahid eyle
Zalimlere karşı Cihad edip Kudüsün Fethini bize nasip eyle.
Ama üzülme sen ey Kudüs!
Bir avuç Müslüman yeniden doğacak.
Ve hakkı haykıracak Kudüs fethi için tüm insanlığa,
Hazreti Ömer gibi, Selahattin Eyyubi gibi, Abdulhamit Han ve Necmettin Erbakan gibi.
Hüzünlenme ey Kudüs, senin adın umuttur,
Senin adın adalettir, güvendir, senin adın Kudüs'tür.
Sapanlarla atılan taşların tankları yıktığını göreceğiz.
Mazlumların zalime diz çöktürdüğünü göreceğiz.
Kudüste yeniden çocukların şenliği yükselecek,
Yeniden Allah nidaları yankılanacak kubbelerinde.
Bitmeyen sevdamız, tükenmeyen umudumuz olacaksın yeniden...
©theşair
T