Ben yandım...
Öyle bir yandım ki; buza döndü yüreğim.
Kar göllerine bir bir kanlı göz yaşları dayandı...
Ve ben yandım ...
Kor oldu yüreğim, saçma sapan yüreklerin sevdasına
Bir gece çok ağladım...
Arşa dayandı galiba göz yaşlarım .
O an bir tövbe kapısı belirdi, yüreğimin yamaçlarında.
Bir nur, münadi gibi seslendi içimde ki sessizliğe,
Bir anafor kapladı semayı ve derinleşti gözyaşlarım!
Ben yandım;
Bazen çamurlu bir bataklık ormanında,
Çoğu zaman ölümleri gömen nefsimin tuzağın da,
Ben yandım...
Öyle bir yandım ki; öteleyemedi gelen vicdan yağmurları arzularımı
Arzularımın rahmet yağmurlarında kaybolacağını bilemeden ,
Ve bilemeden ölümün ansızın kapımı çalacağını,
Ben yandım...
Nefsimin köhne düşüncelerine sarılarak uyudum çoğu zaman.
Ve çoğu zaman aldandım asit yağmurlarına, gül açacak sandım.
Bir bir toprağa düşerken kardelen çiçekleri ;
Düşünemeden cehennemin ateşi tokat gibi yüzüme çalacağını
Ben yandım ...
Kor ateşler sağanak halde yağarken yanlızlığıma,
Ve düşerken vicdanımın iğneleri; bahtımın karanlığına
Bir gece ansızın kendime getirdi Yaratan.
Ben yandım...
Kavruldum...
Küle döndüm...
Gül için tozumu toprağıma bulaştırdım
Ben yandım....
Adım Gül'e yanmış kül kaldı.
©
D