Ahmet abiden çalıyor yine,
Ve ahşap bir kapının gicırtsı,
Kazım paşanın pos bıyıklı,
sempatik esnafı
Erdal beyin kıraathanesinde.
Dip masada kumar oynuyorum kendi kendime,
sigara dumanindan bir bulut tam tepemde
Az karbonatlı bir çay önümde.
Yudumlarken çayı ağır ağır,
gündüzden arta kalanları paylaşıyoruz gecemle.
Bir kulağım ahmet abide bir kulağım Telefonumun Melankolik melodisinde.
belki ararsın diye bekliyorum
son aramanın üstünden üç yıl geçmişti bile.
Benimkiside umut işte!
Ve telefon çaldı nihayetinde,
Heycandan! elimi telefona değilde kalbime attım karıştım yine birbirime.
Çünkü seni düşünmek bir erdemdi, bir incelik,bir edepti ve üç rengi korkmadan çekinmeden bağırabilmekti benim dilimde
Ama arayan sen değildin yine
sosyalist, Halkçı, hakçı, kendini tanıtan
Aslında bunlarla uzaktan yakından hiç alakası olmayan kadın düşkünü yobazın tekiydi işte...
Tamam hayaller suya düşer de,
bataklık neydi be...
©zaferçidam
Z