Ah bu vesveseler yaktı beni.
Ey nefsim, toparlan haydi, kalk gidelim!
Tefekkür edelim gel,
Arıların kovanda cetvelsiz çizdiği şu kusursuz altıgeni.
Ya diyeceksin geometri okumuşlar,
Ya da onlara ilham eden bir zât var.
Bunun gibi binlerce mu'cize karşısında,
Dil kelâmdan âciz, akıl izâhtan.
Başını kaldır, düşün, boş bakma!
Herşey manâsız gelir sarhoş akla.
Yıllarca haram sevdalar peşinde koşmaktan,
Esefler biriktirdim bohçamda.
Kalbime dercedilmiş sonsuz aşkı,
Tükettim fâni bir mahbubda.
Ellerini uzat makâm-ı mahmuddan,
İçinde bulunduğum şu vaziyetten çek, kurtar!
Nefsine zulmetmiş biriyim ben.
Sırtına alsan, çıkarsan beni a'lâ-yı illiyinne.
Günahım da çok, kirliyim hem.
Üstelik bu yaftalanmış kimliğime.
Sırtımda yüküm esir.
Gelmiyor değil şu yaptıklarıma tüküresim.
İster yak, ister sev; hüküm senin.
Dikkat ettim, acîb bir hâl var diye,
Çiçekler üstündeki mühr-ü Rabbanî'ye.
Haykırarak bahsettiği vahdaniyet.
Kulağını kapayarak onları susturamazsın.
©eddai
ᵉ