Kapalı gökler, sarıyor
sarıyor arşı uhrevî bir el;
yıldızlar vardır, yıldızlar yıldızlarla
barışmaz mı matmazel?
Yanıldınız ey iklim-i hârre!
Ey toprağın ve suyun nefesi;
bir dal papatya ki
beyazlar içinde yanar sesi - pâre pâre.
İncinen ruhunuzda
yıldızların izleri sezilir yer yer,
bu
vaslı olmayan bir hicrân ki
bulutlar, yağmurlar ve cümlesi
hep bu mümtenî besteyi söyler.
Saatler geçmiyor,
o uzun ve katlanılmaz saatler.
Niçin?
Yırtıyor nâzende bir ses,
ciğerlerimden
hissizliğin mağrur perdesini,
heyhât söküp geçin!
İşte böyle anlarda hâsıl oluyor bir hulya:
ben ki kopunca bam telim, gülümserim;
siz aldırmayın bana ey hüzn ü neşelim..
Gariptir, yine sabah olmakta
bir an yıldız dolan
şu pejmürde göklerde,
göremez:
sizi beklediğim kadar âlem-i mevât, ukbâyı;
göremez sizi beklediğim kadar bekler de!
©grisiirli
G