A

kuşlarca

sen kuşlarca ülkesi
nefesine liman
umutlandık gemisi
sen ki onun için tanrısına kul oldukları
ve geceleri uğruna hıçkırarak ağladıkları...
sen kalabalık
kuşkusu çoğalan bir yoldasın
günleri aydınlatan yüzünken
aralanmayan perdesisin
ölüp yitmelerin.
günleri saymakla başlayan
bir gecenin yıldızısın
takatin kalmaz
düşersin dizlerine
ağlarsın
biraz zaman alır yaşananlar
ama geçer,
bir kapının gıcırtısı
bir sobanın gümbürtüsüyle
yok olur her şey
derin bir nefes alırım bin yıl sonra bende
seni alırım
kocaman bir ömür yaşamış gibi şenlenirim
çünkü sen
onca işin gücün arasında
sulanacak akşamsefası
sen kuşlarca ülkesi
sen ki solmaya bir yaprak kalmış
taş toprağın yiğidisin.
bir kervan aldı yükünü
ter sırtında çizdi yolunu
kalbimsin diyorum
neden bu kendini öldürme sevdası
halbuki ben
nazım yokken
piraye olmaktan caymış
gökyüzünün kafesi
halbuki sen cennetin yedinci katısın
mevzikâr sokakta ağlayan bir çocuğun
kısalan parmaklarısın
sen nefesine liman
umutlandık gemisi
her şeye rağmen kuşlarca ülkesisin
mumlarımı gömdüğüm yer
bu kadar belliyken
neden mezar taşıma hasret
soluğuma düşmansın...
©aspidistra