Bir çocuk vardı düşümde balonu
Sönmeyen uçurtmasını daima havalara
veren; sıcacık daima hakim ışıltısını
yansıtırken dağlarda açan menekşeler boy verir
sabahları buram buram kokardı...
O menekşeye nasıl kıyılırdı hevesle
açarken...
Senin le uçar kuşlar şaha kalkar göğe
yükselirdi. seni görünce parlar
Gece ay ışığından esinlenir..
gözünü alamaz ihtişamından
Sen gök yüzünün arkadaşı,
Gündüzü bekleyen gecenin
yıldızısin...
Sabahı dört gözle bekleyen güneşin
bekçisiydin.sonra ne olduysa oldu...
Geçmişte kaldı gülücüklerin de saklı
tohumları geleceğin düşlerden ibaret şimdi!
Maviliğe ,arkasını dönen mehtap...
Buzları çözülür kutupların da kalbi ısınırdı
kutupların da saklanırdı doruklar aşan
tepelerin sancağına tutunurdu
Sen gülerken sokakta
oynardı çocukluğum en güzel elbisesini
üzerine alırdı...
Döküldüğünde her damla gözlerine;
toz kapladı bulutların griye boyandı rengi.
Sustu denizler kan revan..
inletti sesi kuşların intiharıydı bu! çığlık çığlığa
yükseklerden atlayan kanatlarını çırpırken
son defa açan yer yüzünde de
yaşamasına izin verilmeyen umutların
gölgesinden düşen...
Sadece...
bir çocuğun düşleri değildi yetim kalan
hayalleri ile gerçekleri yer değiştiren...
Sadece ; Bir kuş değil di kanadından
dökülen bir tüy düşerken
yer yüzünü sessizliğe gömen.
Annenin ağıtiydi inleten yeri göğü.
Kuşların sesindeki acının tarifi yoktu.
Babasından dinlediği masallarla
uykuya dalan ninnileriydi ,söylediği
türkülerin son sesiydi.
gökyüzünü karanlığa boğan...
©ebrulimsi_
E