K

kutsal

Seni gördüğüm ilk günü hiç unutmadım
O gün
Kuşlar kadar hür
Çiçekler kadar renkli
Memlekete gelen bahardım.
Minik ellerini tutarken avuçlarımda
Öyle güçlüydüm ki o zaman
Kurak topraklara yağmur olup
Günlerce aralıksız yağardım.
O gün cennetle müjdelenmiş olan
Mescidi Aksa'da secdeye varmağa nasip olan da
Peygamber topraklarına yüz süren de bendim.
Tüm kutsallıklar bendeydi o gün
Kutsallık, avucumun içerisindeydi
Mutluluk, bir çift göz olup süzerken bedenimi
Cennet bahçesinde hapsolunan da bendim.
O gün bir başkaydı Ankara
Cıvıl cıvıldı yollar
Çocuklar daha mutlu
Hava normalden biraz daha sıcaktı.
Alnımdan damla damla düşerken ter
Ruhumdaki tüm çatlakları sen ile yamamışken
Aklımda nedeni acı olan bir korku vardı.
Çok korkuyordum, herkesten ve her şeyden.
Daha çok da kendimden.
Ya gün gelir de seni üzersem
İşte o an kendi idam fermanımı verdiğim andı
Suçlu bendim, hatalarımsa amansız bir yargıç
Pişmanlıklar amansız bir sancı olup da
Yüreğime bıçak gibi saplanacaktı.
O gün bir başkaydı Ankara
Karaya dair hiçbir şey yoktu.
En çok ise sen beyazdın.
Beyaz ince bir kazağın
Mavi kot pantalonun
Ve hala aklımda olan beyaz ayakkabıların
Sadece o gün gri şehiri bir beyazlık sardı.
Kulaklarımın doğumundan beri duyduğu en tatlı ses
İnce dudaklarının arasından çıkan o kelimeler
Sadece o gün sustu bu gri şehir
Daha sonra biz de sustuk
Seni yatırmışken gögsüme
Tepemdeki ağaçları izlerken ve düşünürken
En kusursuz duygular koptu da sanki cennetten
Sadece o gün bu gri şehiri sardı.
Günün sonunda ise otururken tüm taşlar yerine
Normale dönerken hayat bu gri şehirde
Tutarken yolları, dönerken eve
İşte o an, kara hastalığa yakalandığım andı.
©enfeksiyon