Bir bardağın içinde mahpus kalmış çayım
Soğudu yine ayrılığın deminde
Suretinin buğusu vurmuş kıyısına
Soğuk eylülün yaprak döken yanında
Boynu bükük biraz
Birde efkarlı dudağının izi dokunmuş kenarına
Etrafa salkım saçak darmadağın bir kaç eşya yerleşmiş
Sanki usulca terk edilen bir evin sessiz sakinleri gibi
Duvarlar kendi aralarında fısıldaşır durur
Hatıraları yâd eder bütün gece
Pencerecede sıcak ellerinin izi durur
Balkonda yazın sıcağındaki kahkahaların yankılanır dün gibi
Ay ışığı vurur âmâ odamın karanlığına
Perdeler güneşe kapanmış
Küskün bir hali var sanki
Sıkı sıkı sarılmış ayrılığa baksana
Birde Saçının teli dolanmış saksıdaki mor sümbülün boynuna
Kokun karışmış
Odamdaki fesleğen çiçeğinin toprağına
Adımlarını bastığın merdivenler senden sonra suskun biliyorsun
Oysa gidişlerine nede güzel alkış tutmadılarmı
Sanki mutlu bir sahnenin veda kapanışına doğru...
Savaşçı Şair
T