Mahpusta ki Adam
Ömrünü törpülerken irin kokan karanlık koğuşlarda.
Tövbe etmiş yakarmış geçte olsa Allah'a..
Sözleri sustalı olmuş, dili keskin.
Faili meçhul bir yalnızlık içinde karanlıkta.
Erkete sağlammış, okumuş ne varsa.
Kuşları seviyormuş adam.
Kafeste değil ama...
Ağır geceler dağılırken yollara tespih taneleri gibi..
Seviyorum diyememiş hiç birisini.
Çekmiş erketeye vurmuş ard arda.
Yakmış infazını kusmuş ne varsa.
Papatya getirmiş anası bayramda açık görüşe.
Koparmış her birini tane tane.
Sevmiyor çıkmış nankör çiçeklerde.
Adam ceketini asmış ranza dibine.
Boşvermiş kim ne derse.
Mühür vurmuş aslan gibi yüreğine.
Rüzgarlara dokunamamış yıllarca ağır ve gıriymiş hava ciğerlerinde.
Voltaları kesik, uykular eksik, kitaplar okunmamış.
Kuzgun gibi kemirmiş her tarafı ağlamamış. Ağaç nedir? Ne renktir, gökyüzü ne kadar büyük, deniz nereden başlar nereye gider, martılar simit mi yer? Et mi yer? Gemiler siyah mı? Yoksa beyaz mı? Sorgulamış!
Onun tüm dünyası bu küçücük koğuşmuş.
İnsanları tanıdıkça uzaklaşmış.
Bir gün bir otopsi yalnızlığında cenazesi kaldırılmış.
©uğurünver
U